ANA SAYFA DERNEĞİMİZ HAKKINDA BASINDA DERNEĞİMİZ FOTO GALERİ İLETİŞİM

 

FTM DERNEĞİ

 

ORGANİZASYON ŞEMASI

 

TRAFİK İŞLEMLERİ

 

FAYDALI LİNKLER

 

 

 

 Aktif Ziyaretçi
 Bugün Ziyaretçi Sayısı 21 
 Toplam Ziyaretçi Sayısı 60501 

»   Trafikte 11 bin gizli göz yılda 10 trilyon liralık ceza kesiyor

Trafikte gizli kimlikleriyle adeta üçüncü bir göz gibi her an hata yapan sürücüleri tespit eden Fahri Trafik Müfettişleri'nin bağlı bulunduğu derneğin başkanı Avukat Sami Güleçyüz, görev tanımları, trafikteki en çok yapılan kural ihlalleri ve trafik sorununun çözümüne karşı yaptıkları uygulamaları anlattı.

Fahri Trafik Müfettişleri'nin en az 10 yıllık ehliyet sahibi ve üniversite mezunu olması gerektiğini hatırlatan Güleçyüz, yaş sınırında 40 olduğunu söyledi. İstanbul'da 1670, Türkiye genelinde ise 11 bin kişi civarındaki fahri trafik müfettişinin kestiği ceza tutarının yılda 8 ila 10 trilyon lira arasında olduğuna dikkat çeken Sami Güleçyüz, fahri müfettiş sayısının 1 yılda 2 katına çıkarak 20 bin kişiye ulaşacağını söyledi. Sami Güleçyüz, bu zor ve bir o kadar da mesuliyetli görevle ilgili olarak sorularımıza şu cevapları verdi:

Fahri trafik müfettişi ne demek?

Trafik müfettişliği 1997 Karayolları Trafik Yasası'na eklenen bir madde ile oluştu. İhtiyaç sebebi şuradan gelmekteydi. Genelde sürücüler polisin olduğu yerde kurallara uymayı, olmadığı yerde uymamayı alışkanlık haline getirmişler. Bu şehir içinde de böyle, karayollarında da böyle, bunu biliyoruz. Mesela hız limitine uyulmuyor. Bundan dolayı, sivil, görünmeyen, beyaz şapkası olmayan, halkın içinden gizlenmiş belli kişilere bu işi fahri olarak, gönüllü olarak verilmesi düşünüldü. Herhangi bir ücret karşılığı değil yani. Öz Türkçe'si 'Gönüllü trafik denetçisi' demek.

Evet, ama bu yetkiyi normal vatandaşa verince suistimal edilebilir, kötüye kullananlar da çıkabilir. İnsan kızdığı zaman bir başkasına ceza yazabilir mi? Yani yetkileri neler ve nereye kadar?

En az 40 yaşında olması lazım. Üniversite mezunu, en az 10 yıllık ehliyet sahibi, son 5 yıl içerisinde trafikte önemli bir kazaya sebebiyet vermemiş olması, alkolle yakalanmamış olması gibi şartları var. Bu şartlar içinde İçişleri Bakanlığı'na, İl Valiliklerine müracaatlarla, İçişleri Bakanlığı'nın incelemesi sonucu yetki verildi.

Kaç kişi var?

Her ildeki araç sayısının binde biri esas alınarak yapıldı. O zamanlar İstanbul'da aşağı yukarı 1 milyon 600 bin adet civarında araç vardı. Binde biri 1600 olduğu için şu anda İstanbul'da 1670 civarında fahri trafik müfettişi var. Türkiye genelinde de 11 bin kişi.

Bu sayı artacak mı?

Şimdiye kadar iki kere seçim yapıldı. Birincisi ilk çıktığında, bir daha da sanırım 1999'da. Yedi senedir devam eden bir kurum fahri trafik müfettişliği. Son dört senedir herhangi bir katılım olmadı. Şu anda İstanbul'daki trafikte seyir eden araç sayısı 2 milyona çıktı. Hatta, geçti. Onun için yeni bir düzenleme yapılması gerekiyordu. Yeni trafik müfettişleri alınacak ve oran da binde 2'ye çıkarılacak. İçişleri Bakanlığı onayladı. Valilikler de uygulamaya koyacak. Böylece, 2 bin kişiden fazla bir katılım olacak ve yalnız İstanbul'daki sayı 4 bin olacak. Türkiye genelinde ise fahri trafik müfettişi sayısı 1 yıl içerisinde 2 katına çıkarak 20 bini geçecek.

Nasıl çalışıyorsunuz? Yani hata yapanı durdurup ceza mı kesiyorsunuz yoksa farklı bir yöntem mi uyguluyorsunuz?

Bize verilen trafik ceza tutanakları var. Aynı trafik polisinin kestiği ceza tutanağı gibi. Bu iş için ayrıca zaman ayırmıyorum. Herhangi bir yere giderken bir trafik hatası gördüğüm anda küçük kağıda not ediyorum. Direksiyondaysam küçük bir teybimiz var, oraya okuyoruz. Arabanın plakası, rengi, modeli gibi ayrıntıları not ediyoruz. Yeri, zamanı, günü, hatanın sebebi, karşılığındaki suç maddesi, bunların hepsini not ediyoruz. Bir form var, dolduruyoruz. Bir hafta içinde trafiğe teslim ediyoruz. Onlar ceza tutanağına çevriliyor.

Yani siz hata yapan sürücüyle birebir muhattap olmuyorsunuz.

Biz kolluk kuvveti olmadığımız ve silah da taşımadığımız için herhangi bir vukuata karşı, başımızı belaya sokup hem devleti hem de kendimizi zor durumda bırakmamak için birebir muhattap değiliz.

Peki, bir yılda kestiğiniz ceza tutarı nedir?

Fahri trafik müfettişliği kurum olarak 7 yıldır faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde, yılda ortalama 200 bin ceza makbuzu kesiyoruz. Yani yılda 8 ila 10 trilyon lira arasında önemli bir tutara tekabül ediyor. Bu da bir sivil toplum kuruluşuna verilen yetki ve sorumluluğun ne derece yararlı olabileceğinin göstergesidir.

Fahri trafik müfettişi olduğunuza dair bir kimliğiniz var mı?

Var tabii. Ehliyet gibi...

Trafikte gizlice ceza kesen ünlüler de var

Peki, genelde hangi meslek grupları var ve kadınların oranı yüksek mi? Bana sanki emekliler bu işe soyunurmuş gibi geliyor.

Emekliler de var ama üniversite mezunu şartı olduğu için çalışanlar çoğunlukta. 40 yaştan başlayarak seçildiği için genelde 60-65'in üzerinde olan kişiler arasında emekli sayısı daha fazla oluyor. Kadınlar da var, ama yüzde 20 oranında. Doktorlar, avukatlar, bankacılar, üniversite öğretim görevlileri, gazeteciler, işadamları, sanatçılar yani toplumun her kesiminden insanlar var.

Sanatçılardan kimler var ya da başka ünlü isimler?

Mehmet Ali Erbil'den Erman Toroğlu'na kadar, Aziz Yıldırım, Müjdat Gezen...

Üçüncü göz gibisiniz yani...

Tabii hepsi trafikte gizli. Zaten logomuzda bir göz resmi vardır, 2 ok trafiği işaret ediyor, göz ise gizli bir göz olduğunu. Trafiğin üçüncü gözü..

Kaldırıma parkedenlere hemen ceza kesiyoruz

Siz derneğin başkanı olarak trafikle ilgili neler söyleyebilirsiniz? Belki, birçok konuda hala çok gerideyiz, ama nereden başlamak gerekiyor, çözüm nerede yatıyor?

Bir kere herkesin söylediği farklı şeyler var. Bir grup trafikte yolların ve otoparkların yetersiz olduğunu; bir grup da bunun yine eğitimden başlaması gerektiğini söylüyor. İşin bir teknik boyutu, bir de sosyal, çağdaş boyutu var. Teknik boyutunu tartışmaya gerek yok, zamanında yapılan hatalardan dolayı otopark sıkıntısı mutlaka var, ama biz şunu iddia ediyoruz; İstanbul'un her yerine otopark yapsanız bu otopark fiyatlarıyla sokaklar yine dolacaktır. Ucuz olmadığı sürece otopark yapmak çözüm değil. Sadece otoparkçılara para kazandırır. Tek başına çözüm değil, yuvarlak bir laftır. Özellikle, kaldırıma park eden araçlar en büyük kültürel sorunlarımızdan biri. Kaldırıma park eden araçlar yaşlıların, hastaların ve çocukların yollarını işgal etmiş oluyor. Bunları özellikle hiç affetmiyoruz, hemen ceza yazıyoruz. Avrupa Birliği'ne girişte trafik de önemli. Sıra ona da gelecek. Onunla ilgili de şartlar öne sürecekler. Avrupalı ne yapmaz? Avrupalı kaldırıma park etmez, korna çalmaz, yaya geçidinde durur.

En çok hangi hatalara rastlıyorsunuz trafikte, en çok hangisi gözünüze batıyor?

En çok kırmızı ışıkta geçmek, slalom yapmak, yani zigzag çizmek, hatalı sollamak, park edilmez yerlere park etmek...

Sizin kişisel olarak en sinir olduğunuz hata hangisi?

En çok sinir olduğum hata slalom yapanlar. Şehir içinde de kaldırıma park edenlere çok sinir oluyorum. En büyük medeniyetsizlik göstergesi olarak görüyorum.

Sis lambasını yakanlar potansiyel maganda

Peki siz bu işe karşı ne kadar duyarlısınız? Gerçekten her direksiyona her geçtiğinizde sürekli hataları mı görüyorsunuz ya da hep o gözle mi bakıyorsunuz? Ömrünüz her an tutanak yazmakla mı geçiyor?

Tabii. Bu işi yapmak çok zevkli, çok güzel. Ama, inanın son altı senedir bu işi yaparken (diğer arkadaşların da öyle olduğunu sanıyorum) biraz sürüş tekniğim bozulmaya başladı. Sebebi de sürekli dikkat etmek, insanlara kızmak, hatasını kollamak. Artık, o hale geldi ki aynadan baktığımız zaman arkadan gelen aracın trafik canavarı olup olmadığını anlıyoruz. Gelişinden, zigzag çizmesinden, sis lambalarından... Özellikle, sis lambaları yakan insan potansiyel trafik magandası sınıfına giriyor. Onu yapan adam trafikte her türlü ihlali yapar. Korna için de aynı şey geçerli. İleride korna konusunda bir kampanya açmaya düşünüyoruz. Gerçekten bir korna kirliliği var. Sis lambası, korna küçük gibi görünen ayrıntılardır, ‘‘trafikte ölümlü kazalar olurken, bunlarla mı uğraşılacak’’ denebilir, ama trafikteki kuralların yerleşmesi buradan başlar.

Hız limitleri sulandırılıyor

Aslında öyle bir çarkın içindeyiz ki mesela doğruyu biliyoruz, fakat bazen mecburen yasak olan yere park etmek zorunda kalıyoruz. Bazı yasaklar da tuzak gibi.

Evet, ben de şimdi ona gelecektim. Devletten bizim ricamız şu: Uyulmayacak kuralları koymasınlar. Vatandaşın, sürücülerin uymayacağı kuralları koymasınlar. Bugün şehir içinde hız limiti 50 km ve bu çok düşük. Göreceli olması lazım bu kavramın. Evin önündeki hız limiti ile sahil yolundaki hız limiti aynı olmamalı. Farklı olmalı. Sürücüye tuzak hazırlamak kadar kötü bir şey yok. Bunun trafiğe en ufak bir katkısı yok. Trafik polisinin de bunun için ceza kesmesinin bir faydası yok. Park levhaları, hız limitleri kesinlikle sulandırılıyor.

Şehrin bölgelerine göre ayarlanması lazım.

Kesinlikle. Park tabelaları için de aynı şeyi söylüyoruz. Her yere park yasağı tabelası dikmek çözüm değil. Uygulanmayan kural, kural değildir. O kuralı mutlaka uygulatmalısınız, tamamını çekmelisiniz o araçların ve orayı da temizlemelisiniz ki vatandaş da görsün park ettiği zaman ceza yiyeceğini ve bir daha park etmesin. Cezayı bazen keser bazen kesmezseniz o kuralın da ciddiyeti kalmaz, maalesef.

Radar tuzakları çözüm değil

Trafik kurallarını ve bunu denetleme işini gerçek anlamda misyon edindiğiniz söylenebilir mi?

Herkesin bu işi ciddiyetle, sorumlulukla ele alması lazım. Bu işin üzerine eğilmesi lazım. Arabalar bir güç göstergesi değildir. Çok güçlü, performanslı araçlar çıkıyor, ama bunlarla güç gösterisi yapılacak yerler insanların yaşadığı yerler değil. Yarış pistleri var. Herkesin trafik kurallarına uyması gerekir diye söylüyoruz, ama uymayacağını da biliyoruz. Şunu bilsinler. Biz trafiğin gizli gözleriyiz. Her an her yerdeyiz. Bir otobüs veya taksinin içinde seyahat ediyor olabiliriz. Özel arabanın içinde veya yaya olabiliriz. Her an gözlüyoruz. Bir gün ceza gelirse bir fahri trafik müfettişinden gelmiştir. Aslında biz ceza kesmek istemiyoruz. Sürücüler hatalarını azaltsınlar biz de kesmeyelim.

Siz hiç ceza yediniz mi?

En son trafik müfettişi olduktan sonra 1999 yılında galiba hız sınırından yemiştim. Tuzak bir ceza yemiştim. Onun için o tuzaklara karşıyım. Onlar hiçbir şekilde hiçbir şeyi çözmüyor.

 

 

 

 

 

  Sizin İsminiz
  Arkadaşınızın Maili 

 
Yeni Sayfa 1

Anket
Sitemizi Nasıl Buldunuz ?
Mükemmel
İyi
Fena Değil
Yetersiz

 
 
 

  SPONSORLARIMIZ

 

Copyright © 2014- 2015.Fahri Trafik Müfettişleri Derneği   

Moda Cad. Çakıroğlu İş Merkezi No:6 Kat:5 Kadıköy-İSTANBUL
Telefon: 0216 346 00 75 / 0216 336 86 06 (pbx)    Faks: 0216 349 59 04 
info@ftm.org.tr